8. Hisse Senedi Değerlemesi

Hisse senedi fiyatları piyasa güçlerinin sonucu olarak sıklıkla değişir (bazen dakikada defalarca kez). Bu demektir ki hisse senedi fiyatları arz ve talep dalgalanmalarından dolayı değişmektedir. Daha fazla kişi belirli bir anda hisse senedi satmaktan (talep) çok satın almak istiyorsa (arz) fiyat yükselir. Apple Inc.’in (AAPL) hisse senedinin piyasa emri ile satın alma ile ilgili bir önceki örneğimizde, satın alma işlemi, fiyatın 140.05 dolara yükselmesine neden olmuştu. Tersine, daha fazla insan, hisse senedi satın almaktan çok satması motive edildiyse, arz talepten daha fazla olur ve fiyat düşecektir. Tabii ki gerçekte gerçekleşmesi gereken herhangi bir işlemde tam olarak bir alıcı ve bir satıcı olması gerekiyor – bu nedenle alıcıların ve satıcıların sayısı teknik olarak aynıdır.

Bir hisse senedi fiyatı şirketin “değerini” temsil eder. En temel düzeyde, bu değer, piyasa değeri (“market cap” ya da market capitalization) olarak bilinen şirketin dolar değerinin, mevcut hisselerin sayısına bölünmesiyle hesaplanır. Örneğin, XYZ şirketi, 1.000.000 dolar değerinde ise ve 100.000 hissesi varsa, her bir hissesinin fiyatı 10.00 dolardır. Bir şirketin piyasa değeri aynı zamanda hisse fiyatını hisse sayısıyla çarparak belirlenebilir. Bu durumda şöyle bir soru akla gelir: Şirket değerinde dalgalanmalara ne sebep olur?

Bir şirketin değeri neyi temsil eder? Şirketler ürün veya hizmet satarlar. Şirketler öncelikle kâr elde etmeye çalışmakla uğraşırlar ve bunu yaparken ürün ya da hizmet satarak nakit kazanırlar, dolayısıyla bir şirketin toplam değeri şu anda sahip olduğu varlıklarla ve gelecekte alacağı nakit akışlarıyla ilgilidir. Şu anda sahip olduğu varlıkların değerini tespit etmek oldukça kolaydır, ancak gelecekteki tüm nakit akım akışlarının değerini hesaplamak biraz zordur – ve bu kısım da piyasa döngülerinden sorumludur.

Paranın zaman değeri nedeniyle gelecekte kazanılacak kazançlar bugünün dolarını temsil etmek için indirim yapılmalıdır – tıpkı günümüzde bir banka hesabına giren bir doların bir miktar faiz kazandıktan sonra gelecekte daha değerli olacağı gibi, fakat tam tersi. Bu gelecekteki nakit akışlarında ne kadar indirim yapılacağı, sermaye maliyeti (borç almanın veya yatırım bulmanın maliyeti, ve bu faiz oranlarına bağlıdır), işin riskliliği (bu, borsada genellikle beta ile tahmin edilmektedir), hiçbir şey yapmamak ve parayı bankada tutmak gibi kaçınılmaz maliyetler de (fırsat maliyeti veya risksiz oran) dahil olmak üzere çok şeye bağlıdır.

Uygun bir iskonto oranı tahmin edildikten sonra, zor kısmı gelecekteki nakit akışlarının ne olacağını hesaplamaktır – bundan bir ay sonra, bundan bir yıl sonra, beş yıl sonra. Duyarlılık ve beklentiler, bu öngörülerin büyük bir bileşenidir ve finansal analistler bu miktarları hem şirkete özgü faktörleri hem de ekonominin genel sağlığı gibi makro faktörleri hesaba katarak çeşitli şekillerde anlamaya çalışırlar. Neyse ki, borsa, gelecekteki nakit akışlarının beklentisini, fiyat/kazanç oranı (P/E ratio) ile yansıtmaktadır. 10x’lik bir fiyat/kazanç oranı, şirketin, en son yıllık kazancının 10 katında değerlenmekte olduğu anlamına gelir. Aynı şirket için 20x’lik bir fiyat/kazanç oranı, aynı miktardaki kazançlar göz önüne alındığında, piyasanın iki kat fazla değer verdiği ve gelecekteki nakit akışlarının daha büyük olacağı anlamına gelir. Kuşkusuz, fiyat/kazanç oranı dışında analistlerin kullanabileceği çok sayıda gelişmiş fiyatlandırma modelleri mevcuttur, bunlar, kâr payı indirim modelleri veya serbest nakit akış modelleri vs…

Gelecek bilinmediği için, doğal olarak insanların tahminleri birbirinden farklı oluyor. Hisse senedinin mevcut fiyatı beklenen fiyattan düşükse, insanlar satın alacaktır, eğer yüksek ise, insanlar bu hisse senetlerini satacaktır. Ekonomi büyüdüğünde insanlar para harcar ve kârlar artar. Şirketler projelere yatırım yapar, işlerini büyütürler ve daha fazla insanı işe alırlar. Yatırımcılar iyimser olur ve gelecekteki nakit akışlarındaki beklentiler yükselir ve hisse senetleri boğa piyasasına girer. Basitçe söylemek gerekirse, gelecekteki nakit akışlarındaki beklentilerin düşmesi durumunda, borsalar, şirketlerin fiyatlarını çok yüksek gibi göstererek çökebilir, bu nedenle insanlar hisseleri satmaya başlarlar. Hisse satanların sayısı satın alanlardan daha fazla olduğunda, bu hisselerin fiyatı, insanlar onun değerli olduklarına inanmaya başlayacak bir düzeye gelene kadar düşecektir.

Bu karmaşık konuları anlamanıza yardım edecek bilgiler şunlardır:

1. En temel seviyede, piyasadaki arz ve talep, herhangi bir anda hisse senedi fiyatını belirler.

2. Fiyat çarpı mevcut hisselerin sayısı (piyasa değeri) bir şirketin değeridir. İki şirketin sadece hisse fiyatını karşılaştırmak anlamsızdır.

3. Teorik olarak kazançlar, yatırımcıların şirket değerlemesini etkileyen faktörlerdir ancak yatırımcıların hisse senedi fiyatlarını öngörmek için kullandıkları diğer göstergeler de vardır. Sonuçta hisse senedi fiyatlarını etkileyen yatırımcıların hisleri, tutumları ve beklentileridir.

4. Hisse senedi fiyatlarının hareket etme biçimini açıklamaya çalışan birçok rekabet teorisi vardır. Ne yazık ki, her şeyi açıklayan herhangi bir teori yoktur.

Son Bölüm: 9. Sonuç

Sitemize Ücretsiz Abone Olun!

Sitemizde finans ile ilgili yayınladığımız faydalı bilgilerden ve önemli güncel haberlerden anında haberdar olun!

Endişelenmeyin, asla spam göndermeyeceğiz.
Paylaşmak güzeldir...Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0