Enflasyon Nedir? Detaylı Kılavuz

Aslında bu devirde neredeyse herkes enflasyonun ne demek olduğunu biliyor, fakat televizyondan, sağdan soldan edindikleri bilgiler ile enflasyondan söz ederler, zaten günümüzde çoğu insanlarla konuşurken sadece susmak gerekir, onlar konuşurlar ne de olsa, çünkü her şeyi onlar biliyor, hatta sizin hakkınızda sizden daha çok şey biliyorlar, size nefes aldırmazlar, bir saniye bile susmazlar, ve saatlerce konuşur dururlar, çeneleri hiç yorulmaz, spor yapmalarına gerek yok, konuşarak zaten binlerce kalori yakıyorlar her gün. Neyse, şaka bir yana, konuya dönelim.

Özellikle de eski filmlerde (veya yüzlerce sene önceki gerçek veya kurgu olaylarla ilgili filmlerde, dizilerde) adam 2-3 dolara silah alıyor, maaşı 50 doları geçmiyor vs… Bunları izleyen aptal redneck’ler “benim kumbaramda bile en az 5 bin dolar var, bunlardan yüzlerce kat daha zenginim” diye düşünür. Fakat işin içine enflasyon girdiği için bu devirde köyde dedesinden miras kalan tarlasını satarak şehre inip müteahhit olan görgüsüz ayılar birkaç tane gecekondu inşa ederek millete kakalayıp güzel şehirleri mahvederek kolayca köşeyi dönüyorlar, milyoner oluveriyorlar. Ama o milyon doların değeri yüz sene önce, Rockefeller, Carnegie zamanlarında 50,000 dolar civarıydı. Yani, aslında enflasyon yüzünden artık milyoner olmak o kadar da zor bir şey değil.

Enflasyon Nedir?

Enflasyon, bir ekonomideki mal ve hizmet fiyatlarının genel düzeyinde sürekli artışı olarak tanımlanmaktadır, ve bu yıllık yüzde değişimi olarak ölçülür. Enflasyon koşulları altında, ürün ve hizmetlerin fiyatları zamanla yükseliyor. Başka bir deyişle, enflasyon yükseldikçe, sahip olduğunuz her lira (veya herhangi bir para birimi), bir mal veya hizmetin daha küçük bir yüzdesini alır. Fiyatlar yükseldiğinde ve alternatif olarak paranın değeri düştüğünde enflasyona sahip olursunuz.

Türk lirasının (veya herhangi bir para biriminin) değeri, satın alma gücüyle ifade edilir, satın alma gücü ise, bu paranın o anda satın alabileceği gerçek, somut ürün veya hizmetlerin miktarıdır. Enflasyon yükseldiğinde, paranın satın alma gücünde bir düşüş yaşanır. Örneğin, yıllık enflasyon oranı %5 ise, teorik olarak 100 liralık havyar bir yıl içinde 105 liraya mal olacak. Bu yüzden 100 liralık havyarı belki 2000 yılında falan 10-15 liraya alabiliyordunuz. Son yıllarda, gelişmiş ülkelerin çoğu, merkez bankalarının kullandıkları para politikası araçlarını kullanarak %2-%3 enflasyon oranını sürdürmeye çalışmışlardır. Para politikasının bu genel biçimi enflasyon hedeflemesi olarak bilinir.

Enflasyonun Nedenleri

Ekonomistler ve akademisyenler tarafından evrensel olarak kabul edilen enflasyon nedeni için tek bir teori yoktur, ancak yaygın olarak düzenlenen birkaç hipotez vardır.

Talep Enflasyonu – Enflasyon, ürün ve hizmet talebindeki genel artıştan (bu da fiyatları arttırır) kaynaklanmaktadır. Bu teori, “çok az ürünü takip eden çok fazla para” olarak özetlenebilir. Başka bir deyişle, talep arzdan daha hızlı büyüyorsa fiyatlar artacaktır. Bu genellikle hızla büyüyen ekonomilerde görülür. Bu teori genellikle Keynesyen ekonomi okulu tarafından desteklenir.

Maliyet Enflasyonu – Enflasyon, şirketlerin üretim masrafları yükseldiğinde ortaya çıkar. Bu gerçekleştiğinde, kâr marjlarını korumak için fiyatları yükseltmelidirler. Artan maliyetler, ücretler, vergiler veya doğal kaynakların veya ithalatın artan maliyetleri gibi şeyleri içerebilir.

Parasal Enflasyon – Enflasyon, ekonomide aşırı bir para arzından kaynaklanmaktadır. Tıpkı diğer herhangi bir emtia gibi, ürünlerin fiyatları arz ve talebi tarafından belirlenir. Çok fazla arz varsa, o şeyin fiyatı düşer. Eğer bu şey para ise, ve çok fazla para arzı bunun değerini düşürürse, sonuç olarak, bu para birimi ile fiyatlandırılan her şeyin fiyatı yükselmelidir. Bu teori çoğu kez “Monetarist” ekonomi okulu tarafından desteklenir.

Enflasyon Maliyetleri

Enflasyon, çeşitli insanları çeşitli şekillerde etkiler; bazıları kaybederler, bazıları da kazanırlar. Bu ayrıca, enflasyon oranındaki değişimlerin beklenen veya beklenmeyen şekilde gerçekleşmesine bağlıdır. Enflasyon oranı, insanların çoğunluğunun beklediği seviyeye karşılık gelmesi durumunda (beklenen enflasyon), bunu telafi edebiliriz ve etkinin her zaman ciddi olduğu anlamına gelmez. Örneğin, fiyatlar yükseldiğinde bankalar faiz oranlarını değiştirebilirler ve çalışanlar otomatik ücret artışlarını içeren sözleşmeler üzerinde pazarlık yapabilirler.

Aşağıda, enflasyonda tipik kazananların ve kaybedenlerin kısa bir özeti bulunmaktadır:

  • Alacaklılar (borç verenler) kaybeder ve borçlular (borç alanlar) enflasyon altında kazanırlar. Örneğin, bir bankanın yılda %5 sabit bir faiz oranı ile bir ev satın almanız için 30 yıllık ipotek verdiğini ve aylık maliyetin 1000 lira olduğunu varsayalım. Enflasyon yükseldikçe, aylık 1000 liranın maliyeti azalır; özellikle de enflasyon oranı, kredideki faiz oranını aşarsa, ev sahibinin yararına olur.
  • Biriktirilen paranın değeri gelecekte daha az olacağı için enflasyon tasarruf sahiplerine zarar verir. Para, enflasyon oranının üzerinde veya ona eşit faiz ödeyen bir hesapta tutulmadığı sürece, tasarrufların satın alma gücü kaybolacaktır.
  • Sabit maaşlı ya da enflasyona göre düzeltilmeyen sözleşmelere sahip çalışanlar, gelirlerinin satın alma gücü artan fiyatlara göre değişmediğinden zarar göreceklerdir.
  • Kirayı her yıl daha fazla yükseltebildikleri için ev sahipleri, sabit ipotekleri varsa (ya da ipotek yoksa) enflasyondan yararlanırlar.
  • Bundan sonra olacaklarla ilgili belirsizlik, şirketlerin ve tüketicilerin harcama olasılığını azaltmaktadır. Bu, uzun vadede ekonomik çıktıyı zedelemektedir.
  • Bir ülkenin enflasyon oranı diğer ülkelerinkinden daha yüksek olursa, yerel ürünler daha az rekabetçi hale gelir.
Paylaşmak güzeldir...Share on Facebook23Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn15