Steve Jobs, Larry Page ve Bill Gates’in İş Dünyasındaki Maceraları

Dünyanın en değerli teknoloji şirketlerine bakarsanız, ilginç bir şey farkedeceksiniz. Çoğu hükmettikleri ürün sektörlerini kendileri icat etmediler. Muazzam kazançlarının büyük çoğunluğu, kendilerinin oluşturmadıkları pazarlardan gelir. İster akıllı telefon sektöründeki Apple, arama motoru alanındaki Google, işletim sistemi alanındaki Microsoft, sosyal ağ sektöründeki Facebook veya e-ticaret sektöründeki Amazon olsun, bu şirketler piyasaya girdiğinde, kimse bunların nihai hakimiyet yolunu tahmin edemezdi.

Bu bize neyi anlatıyor? Birincisi, bir numara olmak için ilk olmak zorunda değilsiniz. Fakat muhtemelen zaten bunu biliyorsunuzdur. Daha da önemlisi, bu şirketlerin kurucuları inatla geleneksel bilgelik karşısında gülünç derecede imkansız yolu seçmişlerdir.

“Herkes sizin delirdiğinizi söylediğinde bile içgüdülerinize güvenin,” bu göz ardı edilmesi kolay fakat uyulması zor olan bir tavsiyedir. Bu kurucuların yaptığı şey de tam olarak budur, birçok kişinin tavsiyelerini görmezden gelmek ve kendi odak gruplarının bir ya da iki tanesine güvenmek.

Steve Jobs

Uzmanlar Steve Jobs’u cep telefonu işine girerken delirdiğini düşündüler. 2007’de John Dvorak, herkesin düşündüğü şeyleri şöyle ifade etti: “Apple, iPhone’daki fişini çekmelidir, başarılı olma ihtimali yok.” diye yazdı. Daha sonra nominal pazar etkisine sahip olacak olan iPad tabletini “dev iPod Touch” olarak adlandırmıştı.

Bugün, iPhone hiç şüphesiz en başarılı ürünlerden biri ve neredeyse tüm S&P 500 şirketinden daha fazla gelir elde ediyor. iPad’in hakim olduğu tablet pazarı, tanıtılmasından sadece beş yıl sonra 2015 yılında PC’leri geçti.

Ve şunu belirtmekte fayda var – herkes, 2001’de ilk perakende mağazalarını açtığında Apple’ın delirmiş olduğunu düşünüyordu.

Larry Page ve Sergey Brin

1998’de Stanford lisansüstü öğrencileri Larry Page ve Sergey Brin, arama motorlarını, onları dinleyecek hemen hemen her girişim kapitalistine ve İnternet şirketine pazarladılar. Sürekli aynı tepki ile karşılandılar: Dünyanın bağımsız bir İnternet arama şirketine ihtiyacı yok. Sonunda, bir adam, eski Sun’un kurucu ortağı Andy Bechtolsheim, 100,000 dolarlık bir çek yazdı ve Google doğdu. Fakat bir süre için herkes haklıymış gibi görünüyordu; Google’ın arama pazarındaki payı 1999’da %7.8’di.

Ardından, Ekim 2000’de bir Silikon Vadisi startup’ı AdWords’ü kurdu. Arama motorunun ve reklam platformunun birleşiminin, pratik olarak nakit para basan ve Google’ı dünyadaki en değerli ve güçlü şirketlerden birine dönüştüren bir iş modeli oluşturabileceğini kim bilebilirdi?

Bill Gates

1980 yazında, IBM’den bazı takım elbiseli adamlar, kişisel bilgisayar için bir işletim sistemi hakkında Bill Gates adlı genç bir yazılım geliştiricisinin yanına geldiler. Gates’in uzmanlığı programlama dilleri olduğu için onları başka birine yönlendirdi. Bu işe yaramadığında, nihayet 50,000 dolar karşılığında satın aldığı QDOS’un değiştirilmiş bir sürümünü kullanarak bunu yapmayı kabul etti.

Ancak Gates, hızlı bir kâr için onu tamamen satmak yerine, DOS’u IBM’e, münhasır olmayan birim başına imtiyaz bazında lisansladı. Microsoft’un kurucularından Paul Allen, yenilikçi lisanslama modelinin onun fikri olduğunu söylüyordu. DOS Windows’e dönüştü ve her yerde bulunan bu işletim sisteminin üzerine bir milyardan fazla bilgisayar ve sayısız uygulama kurulacaktı.

Sonuç

Tabii ki, başarılı her kurucunun kıyaslanabilir bir hikayesi yoktur.

Ancak, hayatımızı ve çalışma şeklimizi gerçekten değiştiren şirketleri kuran bu girişimci grubunun basit bir nedeni vardı: Piyasaları bu ölçekte değiştirmek için gerekli vizyon türü nadir bulunan bir şeydir. Eğer bu kurucular kendilerine şiddetle inanmasalardı, şirketleri bunu asla başaramazdı.

Sakın yanlış anlamayın, bir startup’ın dev bir şirkete dönüştürülmesi geleneksel bilgelik karşısında azim gerektirir. Çevrenizdeki herkes sizin delirdiğinizi söylediklerinde, sadece cesaretiniz, özgüveniniz ve içgüdülerinize güvenme azminiz, sizi bir sonraki Mark Zuckerberg yapmaz. Ama böyle özelliklere sahipseniz, bu iyi bir başlangıç olur.

Paylaşmak güzeldir...Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn4